Meme Küçültme

Meme dokusu, hormonal uyarılara duyarlı, fonksiyon ve boyutları hormonal uyarılar ile belirlenen, özelleşmiş bir salgı bezidir. Günümüzde tüm dünyada milyonlarca kadın göğüs ölçülerinden dolayı rahatsızlık duyarak memelerini küçültmenin çaresini aramaktadır. Erkek ve kadında hayatın farklı evrelerinde anormal meme büyümesi görülebilir ve çok farklı sorunlara yol açabilir. Anormal meme büyümesi kadınlarda daha sık görülen, yaşam kalitesini ciddi anlamda bozan önemli bir sorundur.

Meme dokusunun aşırı büyümesi kişinin sağlığını etkileyen önemli bir durumdur. Kadında kalıcı meme büyüklüğü hayatın farklı evrelerinde farklı sorunlara yol açacaktır. Memelerin normalden daha büyük-ağır olması kadının fiziki görüntüsünü bozar. Boyun, sırt omurlarında deformasyon ve fıtıklaşmalara buna bağlı olarak ağrılara neden olur. Zaman içinde normal duruş pozisyonunun bozulmasıyla kamburlaşma meydana gelir. Bu şikayetler ileri yaşlarda ve özellikle kemik erimesinin yoğun olduğu menopoz döneminde daha da artmaktadır. Memelerin karın cildiyle temas eden alt yüzeyinin aşırı terlemesiyle sık sık pişik oluşur, mantar enfeksiyonları gözlenir. Sütyen askıları omuz üzerinde derin izler bırakır ve omuzlarda çökmeler oluşur. Hareket kısıtlılığına neden olur. Memelerin büyüklüğünü gizleme çabaları, kıyafet seçiminde hissedilen sıkıntılar, istediği kıyafeti giyememek gibi sosyal problemler dahil hepsi birleşince depresyona varan psikolojik problemler görülebilir.

Hayatin her evresinde anormal meme büyüklüğünün  tedavisi cerrahi meme küçültme ameliyatıdır. Zaman içinde bir çok teknik ve bu tekniklerin modifikasyonu uygulanıştır. Bu teknikler, tanımlandığı zamanlarda uygulanmış, avantajları- dezavantajları tartılmış, avantajları fazla olanlar, üzerinde daha da çalışılarak geliştirilmiş ve günümüze kadar gelmiştir. Bu güne kadar geliştirilen çok sayıdaki teknik,  elenerek günümüzde belli başlı teknikler kullanılır hale gelmiştir. Bazı ameliyatlar yüzyıl öncesindeki aynı tekniklerle yapılmakta iken meme küçültmede neden bu kadar fazla teknik vardır diye düşünebilirsiniz. Tüm bu tekniklerde amaç aynı ancak sonuçlar farklıdır. Amaç memeyi üç boyutlu olarak en az ve kabul edilebilir iz bırakacak şekilde küçültmektir. Üç boyutlu düzeltirken erken dönemdeki güzel sonuçların orta ve uzun vade de kalıcı olması hedeflenir. Ameliyat sonrasında kalan ize göre adlandırılan ters T veya vertikal skar dediğimiz küçültme ameliyatlarından günümüzde uygun olan hastalarda vertikal skar bırakan küçültme ameliyatını tercih ediyoruz. Ancak vertikal skar küçültme ameliyatı yapıldığında ters T skar küçültme ameliyatından kötü olur ya da teknik olarak uygulanamaz dediğimiz durumlarda ters T skar küçültme ameliyatını tercih etmekteyiz. Hangi tekniğin uygulanacağına memenin büyüklüğü, meme küçültme miktarı ile hastanın beklentileri de dikkate alınarak karar verilir.

Meme küçültme ameliyatları tüm estetik cerrahi hastaları içerisinde memnuniyet oranı en fazla olan ameliyatlardandır. Çünkü görsel düzelmeyi bir kenara bıraksanız bile büyük bir yükten kurtulmuş olmak dahi hastaları hafifleterek mutlu ediyor. Hastalar ameliyat sonrasında vücuduna yakışan ve istediği kıyafeti giyebilmekte, meme altında pişik problemleri geçmekte, omurlara binen ağırlığın azalmasına bağlı olarak ağrılar geçmektedir. Kişi tüm bunların sonucunda daha aktif bir hayata kovuşmakta, özgüveni artmakta ve psikolojik olarak daha iyi bir hal almaktadır. Meme küçültme ameliyatında amaçlanan hastanın vücuduna gidecek  B veya B+  cup boyutunda memeler elde etmektir

Ameliyat genel anestezi altında yapılır ve ortalama 3-4 saat sürer. Ameliyat sonrasında memelerde kan birikimini engellemek için sigorta görevi gören birer adet dren konur. Ameliyattan çıkarken memelere şekil veren özel bir sütyen giydirilir. Hastanede bir gün misafir edilirsiniz ve taburcu edilirken drenleriniz çekilir. Ameliyattan sonra 3. gün banyo yapabilirsiniz ve aynı gün pansumanınız yenilenir. Dikişler kendiliğinden eridiği ve gizli olduğu için alınması gerekmez. Sütyeni 3-6 hafta süreyle kullanmanız gerekmektedir. Bir hafta sonra günlük yaşantınıza ve ağır olmayan bir işiniz varsa işinize rahatlıkla dönebilirsiniz. İkinci haftadan sonra hafif sporları, altıncı haftadan sonra ağır sporları yapabilirsiniz.